13 Kasım 2009 Cuma

Hank İşi Cenaze


O bana sormadı
Aslında ondan öncede onsuzlukla eş değerdi,
Cenaze müziği eşliğinde ;
onu ne kadar gereksizce sevdiğimi söylüyorum,
kalbi vardı yinede yirmilik kızlarla yatardı,
şimdi ona...
geri dön demenin manasızlaşması kalbimi acıtttı,
pis bir moruk olması artık benimle sevişemeyeceği anlamına gelmezdi,
Ama ölmesi,
Ve şu iki siyah takımlı herifin onun üzerine toprak atması,

Benimle bir daha olmayacağının kanıtı.

13. 11 .09
DA

10 Kasım 2009 Salı

hikaye.

hikayelerini anlatacak bir yer verilmemiş sana,
bu gerçek dünya mı?
şu demirlerin ardından göründüğü kadar mı?
gerçekten okyanusu geçip oraya ulaşabilecek misin?
hayallerini gerçekleştirip, yeniden ağaçların kokusunu alabilecek misin?

işte bu yüzden,
ben tüm bu olasılıkları düşünürken,
ne kadar gerçekçi olacağımız konusunda çok şüpheliyim,
tüm bu gerçekler acı içerisinde yüzümü çizerken
nasıl bir güçtür ki, hayallerimi gerçek yapmaya yetecek,
anlaşılması ne kadar zordur ki gerçekte var olabilecek,

sadece kendim için...
sadece saçma sapan şeyler olmasın diye.
o sadece orada bir "şey" olarak kalmasın diye..

çok gürültülü,
dayanılmaz uğultu,
kulak zarım patladı patlayacak,
hayal mi demiştik?
gerçeği yaşayamazken..
ve yine oldu... bu laneti hatırlatmak ,
orada ne olduğunu merak etmemi sağlayacak ve gözlerimi açacak...

ama ben dünyayı değiştirmek istemedim,
sadece değişmek istedim,
kendim için...
saçma "şey"lerden biri olmayayım diye..
orada öylece bir "şey" olarak kalmayayım diye...

nefesef alacak yer bulmazken,
koca koca devler tarafından tutulmuşken sokaklar,
ve yine elimiz kolumuz bağlanmışken..

ben suç teşkil eden bir şey yapmadım..
değiştirmek istedim..
sadece kapladığım alanı,
dünyaya elimi bile sürmedim..
inanın...

ve ;

bu gerçek dünya mı?...
şu dikine çizgilerin ardından görünen
gerçekten gökyüzü ve bulutlar tepemde olabilecek mi?
ellerimi özgürce açabilecek miyim?

bunu yapabilirsin sen..
ama ben sadece ,kendimi değiştirmek istedim,
"herkes kendinden başlarsa düzelir" dedim..
"biraz daha yaşanısı olur" dedim.
sadece değişmek istedim,
kendim için...
saçma "şey"lerden biri olmayayım diye..
orada öylece bir "şey" olarak kalmayayım diye...

14:57 10.11.2009
DA

8 Kasım 2009 Pazar


tüm enstrümanları getirin önüme tek tek deneyeceğim hepsini,

her sesi içimde öğütüp not nota kusacağım geri,

nereden geldiğimi mısaralarda analatacağım,

neler hissettiğimi,

öğürmelerim ve inlemelerim melodinin babası olacak.

anası mechul.

anası fahişe kalacak.


01:24 08.11.2009

31 Ekim 2009 Cumartesi

18 Ekim 2009 Pazar

şimdi
pek kaliteli ve inandırıcı değil aşklar,
şimdi
çok konuşulmayıp, işi götürmekte tüm planlar..

anlaşılması zor yazılar,
fazla edebi cümleler,
ve kuralsızlığın tek kural oluşunun yalan olması,
sosyalisti,
sağcısı,
o da olmadı milliyetçisi,
abartısı ırkçısı..
ortadaki malı götürmek için uğraşan dincisi, yosması..

kabarık cüzdanlar,
sığ zihinler,
sevişmek için evlenenler,
köydeki kızların samanlıkta basılması,
istanbul'dakinin 100 $ a kendini satması..
aşkı pisliklerine sıva yapıp işten sıyrılmaları..

parmaklarımın ucundaki pislikler,
tırnaklarımın arasına gitmş çamur kalıntıları,
yıkasanda çıkmaz,
keselesende yararı olmaz..
koparıp atmak,
hepsini vurmak lazım.

yüzüne gülüp arkandan konuşan,
çok bilidiğni zannedip saçmalayan,
ona buna bok atıp,
bi türlü aynaya bakamayan..

anlaşılması zor yazılar,
fazla kütürlü cümleler,
kominizm ütopyası,
çaya 3 şeker atılması,

orada ,burada ,köşe başında..
her yerde her biçimde,
pis bir koku,
pahalı parfümlerin bile bastıramadığı,
pis bir koku; tütsülenmiş insan eti,
üst tabakanın şişmiş midesi..

kesilmiş bilekler,
dağıtılmış yüzler,
patlatılmış kafalar,
yazılmış mektuplar..

"en iyisi bu olacak" diyen yalancı cümleler,
kurtulmuş bedenler,
kokuşmuş göz yaşları ve daha niceleri..

aykırı kimlikler,
dövizler ve kara puntolarla yazılmış ;
"bu dünya bizim" yalanları,
herkesden daha insan olanların dışlanması,
zayıf bedenler,
zayıf nefisler..
anlatılması güç hikayeler,
a y ı p -lar , g ü n a h -lar , c e z a -lar..
parasını verip sonrasını sağlama alanlar.
sen buna "yaşamak" mı diyorsun..

100 $ a sat kendini,
aslında daha iyi iş yaparsın daha fazla al saatine...
sonra af dile kabul edilecek diye,
ayırdın da yerini...
git,
eminim Tanrı 'da seni yanında isteyecektir!.




17:25 18.10.2009
DA.

14 Eylül 2009 Pazartesi

Yıllar Sonra İlk Defa

Y.S.İ.defa sırılsıklam oldum çamaşırıma kadar,
7 sene olmuştur böyle ıslanmayalı... işin güzelliği ıslanmayı sevmemdi...
coraplarım hırkam ve sevgili pantalon paçalarım ...
yağmurun altında yürüyen sevgililere salak derim ben hep..
yağmurun , hastalığın romantizimi mi olurmuş?.
ha ha hasiktr pardon hap şüüüü..-yapay hapşurük-
olmaz tabi.
sonra günlerce buluşama kızla / çocukla hiç gelemem öyle romantikliğe ...
çok romantik olucaksan evde camın önünden yağmuru izleyceksin ayın mübarekliğine göre de nescafe ya da Şarap olacak bardaklarda...
bir iki yudum ..şapır şapır yağmur sesi ve küçük dokunuşlar hooop tüm soğukluğu dışarda bırakan ve karşındakinin teriyle ıslandığın bir ortam...

vay bee..

bunu da yapamadım , yazmak kolay gerçi ama ben bunu istiyorum yani.. öyle mal mal yağmurun altında dolanacağıma adam gibi sevgilimle aşk yaşarım lan!.
neyse bugün ıslanmamın nedenlerine gelicek olursak benim ayakkabı seçememem ,günlük güneşlik hava sen yarım saatte boz kendini tam anlamıyla "şapa oturmuş" vaziyetteydim...
otobüs durağına yürümek, otobüste para vermek için insanlarla yarışmak falan feci eğlenceli hele hele " kızım ışıklar sönsün öyle bas şu akpili kaç kez diycem teeallam!" diyen şoförü bile sevdim...
neden bilmiyorum ama sevdim işte ,helal olsun verdiğim paralar amaaan. beni durağıma geldiğimde ön kapıdan indirdi ya sırtı yere gelmesin.
gerçi bi ara arkadaşımla konuşmamı engelleyen ceptelefonunu kırmızı bir halkanın içine alan ve üzerinden aynı kırmızılıkta içinizi acıtan bir şerit geçiren sitikır-evet yazamadım alla allah- a uymayan bir şöförümüz vardı, fotografını da çektim telefoncuğumla... şikayet edicektim de vazgeçtim sonra işte ön kapıdan indirme muhabbeti falan..
neyse sonra da gittim mavi jeanse kot aldım kendime, bide kabinde çorap değiştirdim çünküü çünküü ayaklarım ıslanmıştı bide çorabı da indiğim köprünün ayağından aldım bi amca " kadın erkek çorapları 1 milyööön" diye bağırıyordu... ah benim insanım hala eski parada aklı... neyse. aldım oradan erkek çorabı paçalarımda ıslaktı çünkü ya hani uzun olsun dedim.. Vakko yazıyor ama bak etikette ,rica ediyorum "1 milyön" diyip küçümsemeyelim...
efendime söyliyim bir şeyler daha aldıktan sonra taksiye binip evimizin yolunu tuttuk... tuttuk dememin sebebi yalnız değildim... neysem.
öyle işte "12 eylül de neredeydin?" diye sorarlarsa savunmamada bunu yazacam.
öptüm-


20:40 12.09.2009
Da.

12 Eylül 2009 Cumartesi

"love in, love out"pek b' yaratıcı olamayacağım buyum işte.
dünyayı yeni baştan dolaşabilecek güce sahibim ,
tüm ünsüz benzeşmelerini çıkarabilirim 300 sayfalık kitaplardan,
enerjim kalbimden kasıklarıma doğru iniyor,
kadın olmak istemenin verdiği arzuyla şiddetleniyor.

"kadın , kız ayrımı yapmıyoruz biz!"...

sana bir orgazm anlatmak istesemde tüm hevesim kaçtı.
.bir şeyleri isteyipte sahip olduğunda daha da iyisini istiyor olman doyumsuzluğunu değil ,teknolojiyi takip ettiğini gösterir...


diye bir bahane uydurdum 01.02 sıralarında...

8 Eylül 2009 Salı

seniçokseviyoruMad. yazmış ve notalarını çizmiş tamay masama..
seviyorum bende onu.