28 Mart 2009 Cumartesi

cb

".ama birşeyi öldürmeden önce yerine daha iyisini koyabiliceğinden emin olmalısın.."

C.Bukowski

26 Mart 2009 Perşembe

...

.
en ufacık şeyi bile büyütebiliriz,
bende yaptım,
ufacık küçücük insanınları büyüttüm,
aşkları büyüttüm,
hataları büyüttüm,
sonra aralarında boğuldum
dedim ki;
"patlatmalı hepsini" o zaman rahatlarım,
bir bir patlattım, içleri de boşmuş..
balon gibi patır patır patladılar , bana yer açtılar,
rahatladım şimdi..


Oksijen güzel şey...


26. mart . 2009
D.A

25 Mart 2009 Çarşamba

...

Dinle ; Duman - Vals


Kalbimi çaldı
Ortasından yardı
Bir tohum ekti
Çok farklı
Gölgeye kaçtım
Bir yudum su içtim
Bin çiçek açtı
Yok kimseyi duymadım,canımı sıkmadım
Fikrini sormadım ben

Yok benim ayarım yok
Kaybolan zamanım yok
Gel benim şahidim ol
Ayrılmaz bir can hayalim ol

Aklımı çeldi
Ortasından deldi
Bir ışık yaktı
Çok renkli
Gölgeye kaçtım
Bir kıvılcım çaktım
Bin güneş açtı
Yok kimseyi duymadım,canımı sıkmadım
Fikrini sormadım ben

.

.Dünyada ki kimsenin sırrı yok aslında, tek bir kişinin herkeslerden sakladığı "şey"se sır...
Tanrı sırlarımızı hep biliyor ve bunla doğru orantılı kimsenin sırrı olmuyor..
En güvendiğin arkadaşının bile ondan daha fazla güvenebileceğin arkadaşı vardır.


D.A

23 Mart 2009 Pazartesi

Alışamadım..

Uzun uzun anlatamam herşeyi ,
Böyle olsun istemedim bende .
Sakın kal deme bana...
Gidiyorum
Alışamadım bu kente...

Suskun deniz boyu martılar ,
Eve yalnız dönüyorum bende.
Sakın kal deme bana...
Gidiyorum ,
Alışamadım bu kente...


Yaşar Kurt.

..

. geçenlerde Enes benim için bir şeyler yazmış, nasıl sevindim anlatamam...
dedim " bitaneeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeem yerimmmm, çok güzel olmuş!!!" sarıldım , öptüm durdum... o kadar güzel anlatmış ki bizi, kafayı yiyordum okurken...
" birden başlamıştık sohbetimize,
biraz Deniz'den , biraz da kendimizden.."
bu en sevdiğim satırlardan biri... Tanrım , ne kadar güzel yazmış , nasıl mutlu olmam... Canım benim...
Şarabımızdan, Deniz'den,Roxanne'den yaşadığımız ne varsa o kadar güzel kurgulamış o kadar güzel yazmış ki... kelimeleri doğru seçemiyorum!... Zorluk yaşıyorum..Hayranlık duydum yazdığın yazıya hayatım...
Bende Valığın için teşekkür ederim kuzum...

19 Mart 2009 Perşembe

.

my head is a radio.




melankoli.

bana bağırıyordu en son "melankoliksın sen!" diye..
hiç itiraz etmedim ki, hiç yalanlamadım..
ben güzel şeyleri ardı ardına hiç yaşamadım,
hiç tam anlamıyla "..oldu bu", "güzel oldu!" diyemedim..
bir şeyler hep eksikti ya da hiç olmadılar..
melankoliyi seviyorsun diye bağırma bana..
bunu sen yarattın,
beni sen yarattın ,elindeli makas ve iğneyle..
önce kestin sonra diktin,
içime olur olmaz şeyler doldurdun..
güzel olur diye boğazıma pembe bir kurdele bağladın..
ama çok sıktın..
nefes alamadım azımı açmadım!
gözlerimi siyah düğmelerden yaptın,
hiç olmadığı kadar karanlık görmemi sağladın..
ben hiç güzel şeyler yaşamadım..
yaşadığım mutsuzluklardan da mutlu olmaya çalıştım..
zamanla mutsuzluklarım ve sahte sulu boya göz yaşlarım benim için en anlamlı anlar oldu..
en mutlu olduğum anlar..
boyadan yüzüme renk geldi,
sevindim...
renklendim dedim.
ağladım, her ağladıgımda renklenirim dedim..
bugün senin seneler önce teğellediğin yerleri bıçakla bir bir ayırdım..
içinden kırmızı simler döküldü,
kağıt parçaları,pamuklar çıktı,
boncuklar..
esen rüzgar, dağılan simleri savurdu ve damlattı masadan aşağıya..
bedenimden bir yerler ilk defa gezdi yeri..
zorda olsa kestim kurdaleyi,
derin bi nefes aldım..
ama bu sondu anladım..
çok geçmeden fark ettin isyanımı..
eline bir iğne aldın ve yine başladın..
teğelleri sıkı tuttun..
ve çift dikiş yaptın,üşenemdin..
çıkmasın diye ise boynuma pembe kurdeleyi diktin..
şimdi hala soruyor musun bana?
"bu melankoliklik ne?" diye..


23:50 18.03.2009
da

17 Mart 2009 Salı

kış-ter.

ben bile terlemiştim,
ben, "soğuk adam"
kadınların elleri değdiğinde bedenime önce irkilirlerdi,
ardından tüyleri diken diken olurdu..
karşı koyamazardı , sevişirdik yine de..
pencereden baktım,
bıraktığımda diz boyu kar vardı,
bulduğumda kavurucu sıcak,
kış uykusunada yatmamıştım ya halbuki..
onu gördüm,
benim bile sıcağına dayanamadığım güneş onu mahvediyordu,
onu içeri aldım..
fazla birşey yoktu odamda,
kıştı en son bıraktığımda
terledim,
soğuğumu vermek istedim,
soğuğunu aldım serinledim,
eridi,
zeytin gözleri kişilik buldu sıcakta,
üzüldü,
havuç tutunacak yer bulamadı,
sol elimden aşağıya süzüldü bir kaç damla,
ardı arkası kesilmeyen damlalar..
telaş içinde bakıyordum,
telaş içinde bakıyorduk ona,
ne yapabilirdimki?
ne yapabilirdim?, ne yapabilirdim?..
onun gözümün önünde eriyişini izlemekten başka ne yapabilirdim?!
soru işaretlerin sonu gelmedi,
o avuçlarımda erimeye devam etti...
önce sol gözü düştü sonra burnu...
yer ıslandı,
vücudum ıslandı..
sağ gözü de düştü...
saatlerce dokun(a)madım yerdeki birikintiye..
eridiği gibi buharlaşıp gitti..
olay mahalindeyse,
iki zeytin, bir havuç ve şapka bulundu..
kimse beni suçlamadı,
kimse bu cinayetten haberdar olmadı..


20:40 17.03.2009
DA